İçeriğe geç

Evet, o kadarcık bir kavl-i leyyin Firavun’u yumuşatmış, onu diyaloğa hazır hâle getirmişti. Artık, stratejiyi belirleyen ve müzakerenin yönünü tayin eden Hazreti Musa olmuştu. Daha önce sırlı bir Tûr hâdisesi yaşayan, asâsının yılan olduğunu ve elinin ışık saçan bir yed-i beyzâ hâlini aldığını gören Musa (aleyhisselâm), Allah’ın inayetiyle, Firavun’un sihirbazlarını mağlup edeceğinden emindi. Bundan dolayı da, hemen bazı şartlar ileri sürdü: Yapacakları müsabaka herkesin serbestçe gelip rahatça görebileceği düz ve açık bir zeminde gerçekleşmeli ve bütün Mısır halkı olup biteni seyretmeliydi. Herkesin katılmasını temin etmek için, milletin işinin gücünün olmadığı bir bayram günü seçilmeliydi. Ayrıca, müsabaka herkesin kendini dinç hissettiği ve dipdiri olduğu bir vakitte, kuşluk vaktinde başlamalıydı; zira, düşünmek, muhakeme etmek ve isabetli karar vermek için en iyi zaman kuşluk vaktiydi.

Hâsılı, bir tatil gününde, kuşluk vaktinde ve bütün halkın hazır bulunduğu bir buluşma zemininde Hazreti Musa’nın eliyle zuhur eden harikaların sihir olmadığını anlayan sihirbazlar Firavun’un tehditlerine rağmen iman etmişlerdi. Hemen herkesin hüsnüteveccühünü kazanan sihirbazların iman edişi, halkın çoğunluğunu da imana sevkedince “küfr-ü mutlak” kırılmış, diğerleri de en azından küfürlerinde şüpheye düşmüşlerdi. İşte, sebepler plânında, böyle büyük bir muvaffakiyetin arkasında Hazreti Musa ve Hazreti Harun efendilerimizin kavl-i leyyinle ve yumuşak bir üslûpla tebliğde bulunmaları vardı.

Kendi Değerlerinize Güveniyorsanız…

307