Fâcirin Cesareti Ve Müttakînin Zilleti
Soru: Hazreti Ömer Efendimiz’in, “Allahım fâcirin celâdetinden, müttakînin de aczinden sana sığınırım!”1sözünü nasıl anlamalıyız? Özellikle, müttakînin aczinden Allah’a sığınma ne ifade etmektedir? Bu acz ile Bediüzzaman’ın seyr ü sülûkta bir esas kabul ettiği “acz”2arasında nasıl bir fark vardır?
Cevap: Resûl-i Ekrem Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) insana sıkıntı ve keder verecek, onu dünya ve ahirette zillete düşürecek mevzularda Cenâb-ı Hakk’a sığınmış, ümmetine de her türlü musibete karşı Allah Teâlâ’nın hıfz ve inayetine sığınmalarını tavsiye etmiştir. Bu şekilde, ilâhî emir ve yasaklara uymanın yanı sıra, hem söz hem de amelle Allah’ın koruyup kollamasını ve bütün şerlerden muhafaza etmesini istemeye “istiâze” denmektedir.
Peygamber Efendimiz’in değişik hadis-i şeriflerine bakılırsa görülecektir ki, O, küfürden, fâsıklıktan, nifaktan, riyakârlıktan, kalbin kasvet ve gafletinden, âcizlikten, tembellikten, yoksulluk ve borcun galebe çalmasından, zillet ve meskenetten, insî ve cinnî şeytanların şerlerinden, delilik ve cüzzam gibi hastalıklardan, bunamaktan ve çok yaşlanıp başkalarının eline düşmekten, yangın ve sel gibi felâketlerden, kabir azabından ve Cehennem’den… Cenâb-ı Allah’ın rahmetine, ilâhi riâyet ve inayete iltica etmiş; aynı zamanda bize de, bu musibetlere karşı teyakkuzda olmamızı irşad buyurarak, yönelmemiz lâzım gelen sığınağı göstermiştir.
Soruda zikredilen beyan-ı Ömerîde de kendisinden Allah Teâlâ’ya sığınılması icap eden iki husus belirtilmektedir: Bunların birincisi, “fâcirin celâdeti”; diğeri ise, “müttakînin aczi”dir.
Dipnotlar
- 1 İbn Teymiyye, Minhâcü’s-sünne 6/401; Mecmûu’l-fetâvâ 28/68.
- 2 Bkz.: Bediüzzaman, Mesnevî-i Nuriye s.192 (Onuncu Risale).