İçeriğe geç

Fâcir; İslâm’ın emirlerini çiğneyen, dinî ölçü ve prensiplere aykırı hareket eden, günahlarda ısrarcı davranan ve büyük günahları işlemekten bile utanmayan azgın kimse demektir. Kalbi ölmüş ve vicdanı tefessüh etmiş böyle birinden şefkat ve merhamet beklenmez; onun şecâat duygusu şefkat hissiyle dengelenmediği için, fâcir adam hiç kimseye acımaz… O, zulüm ve zorbalıklarının âkıbetini hiç düşünmeden kan döker, can alır, yuva yıkar ve ocaklar söndürür. Bundan dolayı, pek çok hikmetli sözü bulunan Hazreti Ömer, bu hususa da dikkat çekmiş; fâcirin celâdetinden Allah’a sığınmış ve öyle bir şer karşısında bizim de ilâhî hıfz ve riayete yönelmemizi tavsiye buyurmuştur.

Müttakînin Tembellik ve Miskinliği

Sorunuzda, Hazreti Ömer Efendimiz’in istiâzede bulunduğu ikinci husus “müttakînin aczi” idi. Acz; güçsüzlük, kifâyetsizlik, beceriksizlik ve elinden iş gelmeme hâlidir. Bu hadis-i şerifte acz; tembellik, uyuşukluk, bitkinlik, ümitsizlik ve çaresizlik mânâlarını da ifade edecek şekilde kullanılmıştır.

Tembellik, beceriksizlik ve çaresizlik anlamındaki âcizlik, bir kâfir sıfatıdır. Mü’minin şe’ni, sa’y u gayret ve ümittir. Hususiyle de karamsarlıktan neş’et eden çaresizlik ve miskinlik duygusu, milletleri felç eden dehşetli bir hastalıktır ve ilerlemeye, gelişmeye, olgunlaşmaya manidir.

Âcizlik her insan için kötü olsa da mü’minin beceriksiz, miskin ve bedbin olması çok daha kötüdür. Zira, mü’mindeki acziyet, onun Cenâb-ı Hakk’a itimat etmeyişine de bir emaredir. Aciz bir insan, Allah Teâlâ hakkında hüsnüzanda bulunmuyor demektir ve dolayısıyla onun, “Kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim.”10 hadis-i kudsîsi gereğince ilâhî inayetten istifadesi mümkün değildir.

503