Bir gün, Resûl-i Ekrem Efendimiz, Ebû Ümâmetü’l-Bâhilî Hazretleri’ni, Mescid-i Nebevî’de mahzun, mükedder, kalbi kırık ve boynu bükük oturuyorken görmüş ve hemen o hâlinin sebebini sormuştu. Ebû Ümâme, “Ey Allah’ın Resûlü, evde yiyecek bir şey yok ve fakr u zaruret had safhaya ulaştı. Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve bazı borçlarım sebebiyle böyle gamlıyım.” cevabını vermişti. Bunun üzerine, Peygamber Efendimiz, ona sabah akşam şunları söylemesini tavsiye buyurmuştu: “Allahımtasadan, kederden, eli kolu bağlı miskin miskin oturmaktan, tembellikten, korkaklıktan, malımı ulvî bir gaye için verememe cimriliğinden, borç altında ezilmekten ve düşmana mağlup olmaktan Sana sığınırım.”11
Ebû Ümâme Hazretleri bu sözlerin mânâsını anlamış; hem Cenâb-ı Hakk’a teveccüh edip niyazda bulunmuş hem de fiilî duayı da yerine getirme düşüncesiyle çalışmış, gayret göstermiş; tasa ve kederden kurtulduğu gibi borçlarını da ödemişti. “Âcizlikten ve tembellikten Sana sığınırım.” dedikten sonra, o, hâlâ bir kenarda oturup el âlemin avucuna bakamazdı. Artık bu safhada ona düşen vazife, dua ettiği hususları fiiliyâta dökmekten ibaretti.
Dipnotlar
- 11 Buhârî, cihâd 74, et’ime 28, daavât 36, 40; Tirmizî, daavât 70.