İçeriğe geç
22. Bölüm

Himmet: Teveccüh, İnfak Ve Gayret

Soru: “Himmet” ne demektir? Halk arasında genellikle hak yolunda infakta bulunma ve gayret gösterme mânâsında kullanılan “himmet” tabirinin bir tasavvuf ıstılahı olarak anlamı nedir?

Cevap: Himmet kelimesi, lügat itibarıyla, kastetmek, arzulamak, kuvvetle istemek, bir noktaya yönelmek ve bir hususa konsantre olmak mânâlarına gelmektedir. Tasavvuf erbâbına göre ise; himmet, maddî-mânevî bütün alâkalardan sıyrılarak, hatta dünyevî zevkleri, mânevî hazları ve Cennet’e ait lezzetleri bile hatırdan çıkararak, ihtiyaçlar üstü bir zaruret hissiyle Cenâb-ı Hakk’a teveccühte bulunmak demektir. Bir mânâda himmet, insanın bütün benliğiyle Allah’a yönelmesi, kalbini istila etmesi muhtemel olan her gaflet bulutu karşısında hemen Hakk’ın rahmetine, ilâhî inayete sığınması ve O’ndan başka her şeye karşı kapanmasıdır. Bu zaviyeden himmet, huzur ve maiyyet âdâbına aykırı her davranış ve her düşünceden dolayı tevbe, inâbe ve evbe kurnalarına koşup pak hâle gelmek suretiyle neticede vuslata ulaşma cehd ve gayretidir.

Evet, iradesinin hakkını vererek bütün hareketlerini yaratılış gayesine bağlayıp sürekli Hak kapısında el pençe divan duran bir kulun teveccühüdür himmet. Ömrünün her anında iradesini Allah’ın rızasını kazanmaya hasrederek, her türlü maddî-mânevî füyuzât hislerinden ve makam-mansıp mülâhazalarından tecerrüd edip yalnız O’nu düşünen, O’nun mârifeti peşine düşen ve hep O’na yönelen, dolayısıyla da, içini yalnızca O’na açan, sadece O’nu isteyen ve O’nun maiyyetinde geçen bir ân-ı seyyâleyi her türlü mazhariyete tercih edebilen bir hak yolcusunun tavrıdır himmet. Ancak tek mahbûba yetebilecek bir kalbe sahip olan insanın, gönül kapısını ağyâr düşüncesine tamamen kapaması ve Hazreti Mahbûb’a kavuşma iştiyakıyla, kendi de dahil hiçbir şeyi görmeyecek kadar O’na tahsis-i nazar etmesidir himmet.

356