Türkiye’de 80’li yıllardan önceki oldukça uzun bir dönemde, bazı kimseler kendilerine göre bir hak arayışına girdiler. Hak meselesine Lenin’ce, Mao’ca, Fidel Kastro’ca yaklaştılar ve “Hak verilmez alınır!..” diyerek sokaklara döküldüler. “hürriyet” dediler, “proletarya diktatörlüğü” diye bağırıp çağırdılar ve yakıp yıkarak ihkâk-ı hak etme ardına düştüler. Bazıları da, ülkeyi korumak kendi vazifeleriymiş gibi onların karşısına dikildiler. O günlerde sinirler hep gergindi ve seneler korkunç bir gerilim havasında geçti. Yürekler sürekli kan dökme hissi ile çarptı. Gencecik beyinler sadece kan düşündü, kan konuştu ve her fert âdeta kanlı katil gibi diğerinin yakasına yapışmak hummasına tutuldu. Kan dökmek ve canlara kıymak suretiyle ihkâk-ı hak mücadelesi böyle sürüp gitti. Ölenler niçin öldüklerini anlayamadı; öldürenler de niçin öldürdüklerini bilemedi. Maalesef, değişik devrelerde bunları gördük ve Türkiye şu anda yine öyle kaotik bir ortama çekilmek isteniyor.