İçeriğe geç

Putların En Şerlisi

Söz gelmişken, önemli bir hususu istidrâdî olarak arz edeyim: Biz, fert fert “ben”den, benlikten sıyrılmalı ve aradan çıkmalıyız ki haylûlet olmasın; yani, kalbimizle Rabbimiz arasına girilmesin ve ilâhî tecellîlerin önü kapanmasın. Evet, bu haylûlet meselesi çok hassas bir konudur. Diyelim ki, bir insan çocukluğundan beri insanlara vaaz eder, Allah Teâla’yla, Peygamberimiz’le alâkalı bir şeyler anlatmaya çalışır. Anlattığı mevzular hep Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ıdır, sıfatlarıdır, esmâsıdır. Fakat o, benlikten sıyrılamamış, konuşurken hak ve hakikate tercüman olma yerine kendini ifade etmeye çalışmış, Allah’ı anlattığını zannettiği yerde bile benliğiyle kirlettiği üslûp ve edâ ile aslında çok defa kendini anlatmıştır. Bu açıdan onun bu anlatmasına, Allah’ı anlatma da denemez; çünkü o nefsinin dellallığını yapmıştır. Bunu tâmim edebiliriz, başka sahalarda da aynı mevzuu düşünebiliriz. Meselâ, bazıları bir yerde, dine ve millete hizmetin bir faslında işin içine girerler. Cenâb-ı Hakk’ın hazırladığı bir kısım imkânları ve bazı argümanları değerlendirmeye çalışırlar.. Zahiren yapmak istedikleri şey de güzel gibi görünüyordur. Fakat, o işin içinde zerre kadar kendilerini ifade etme mülâhazası da varsa şirke girmiş ve o işi de kirletmişler olurlar.

149