Hasan Feyzi Ağabey bir edebiyat hocasıydı; Üstad’ı tanımış ve canını uğrunda feda edecek kadar ona bağlanmıştı. Sadıklardan birisi de Hafız Ali Ağabey’dir. Üstad onun için, “Eski zamanlarda bazen böyle fedakâr zatlar, kendi dostu yerine ölüyorlardı. Zannederim, o merhum benim yerimde gitti.”8 diyor ve ona kavuşmak için o âleme gitme adına kendisinde bir iştiyak zuhur ettiğini anlatıyor. Hayır, şaka değil bu sözler, sadece kuru laf değil. Hazreti Âdem’in, ömründen kırk seneyi Davut Nebi’ye vermesi gibi mânevî ruh dokusunun örtüşmesini gerektiren bir şey… “Yirmi seneden beri milyonlarla insana din, iman, İslâmiyet, fazilet dersi veren ve onları dinsizlikten muhafaza eden Kur’ân tefsiri Risale-i Nur uğrunda idam edileceksem, sehpaya “Allah Allah, yâ Resûlallah!” sadalarıyla koşarak gideceğim.”9 diyen Zübeyr Gündüzalp gibi sadıklara has bir şey…
Ömerî Olun!..
Dipnotlar
- 8 Bediüzzaman, Şuâlar s.320 (On Üçüncü Şuâ).
- 9 Bediüzzaman, Şuâlar s.535 (On Dördüncü Şuâ, Zübeyr’in Müdafaasıdır).