İçeriğe geç

İşte, Hazreti Üstad’ın yeğenine karşı ciddi bir alâka duymasını da bu mânâya hamletmek lazımdır. Onun alâkası sadece cibilli değildir; daha çok, yeğeninde bir vâris-i hakikî özelliklerini görmesinden dolayıdır. Bu yönüyle de, onun alâkası çok kıymetli ve büyüktür; çünkü bu, davasını hayatının önünde düşünme mânâsına gelmektedir. Yani, onun sevgi ve alâkasında “bu işi hiç zâyi etmeyecek, davayı kendi orijiniyle koruyup sonraki nesillere intikal ettirebilecek, emanette emin bir emanetçi bırakma” mülâhazası vardır.

Aslında, Cenâb-ı Allah onun bu arzu ve isteğini de boşa çıkarmamıştır; bir hikmete binaen, ondan bir Abdurrahman’ı alsa da, her birisi onun vazifesini yapabilecek olan otuz tane Mustafa vermiştir. Üstad Hazretleri Kuleönlü Mustafa Ağabeyi görüp tanıyınca onu bir numune olarak kabul etmiş ve bunu “Senden bir Abdurrahman aldım; mukabilinde, bu gördüğün Mustafa gibi otuz Abdurrahman, o vazife-i diniyede sana hem talebe, hem biraderzâde, hem evlâd-ı mânevî, hem kardeş, hem fedakâr arkadaş vereceğim.”6 mânâsında ilâhî bir işaret saymıştır.

155