İçeriğe geç

Evet, zamanla o işaretin hakikati de zuhur etti. Ben Abdurrahman Ağabey’in yerini dolduran Mustafalardan Sungur Ağabey gibi bazılarını gördüm. Meselâ; Mustafa Gül Abi’yi gördüm ve onun Üstad’a bağlı olduğu kadar hiçbir evladın öz babasına bağlı olamayacağına da kanaat getirdim. Tahir Abi’yi gördüm; bir kardeşinizin arkasında namaz kıldığında hıçkıra hıçkıra ağladığına ve “Bana Üstad’ın sesini hatırlattı.” deyip iç çektiğine şahit oldum. Onun sesine aşık olmuş adam, parmaklarının hareketine âşık olmuş… Allah, Abdurrahman Abi’yi almış ama Üstad’a Hulûsi Abi gibi sadık bir talebe nasip etmiş; Hoca Sabri gibi vefalı bir kardeş vermiş; Hasan Feyzi gibi bir âşık göndermiş. Onun, Üstad’ın ayrılığına dayanamayarak yazdığı meşhur şiirini bilirsiniz;

“Haber aldım ki yarın yâd olacakmış bize yâr,
Ne büyük yâre ki, kimler buna derman olacak?
Bu büyük derd-i elemden kime şekvâ edeyim?
İşiten nâlemi, hep ben gibi nâlân olacak.”

sözlerini hatırlarsınız. Ya şu ifadelerini nereye koyarsınız:

“Bab-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem,
Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak.”7
156