İçeriğe geç

Allah (celle celâluhu), “Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmadığınız şeyleri söylemek, Allah’ın en çok nefret ettiği şeylerdendir.”5 buyurmaktadır. Yanlış anlaşılmasın, âyet-i kerime, zemm makamında “Niye-niçin?” diyerek sorgularken, “Sakın yaşamadıklarınızı anlatmayın!” demiyor. “Madem söylüyorsunuz, Hakk’a tercüman oluyorsunuz, davranışlarınız neden O’na tercüman değil? Bir şeyi söyleyip de yapmamak, Allah indinde gazaba vesile olacak şeylerin en büyüklerindendir, en menfur bir davranıştır.” diyor. Anlattıklarını uygulamayan bir kimsenin hiç konuşmamasını değil, konuşanın, anlattığı hususları uygulama azmi içinde olmasınının lüzumunu ifade ediyor. Zira yaşamak ayrı anlatmak da ayrı birer ibadettir. İkisini birden yapmayan iki günah, birini yapmayan da bir günahla kendini tesirsizliğe mahkûm etmiş olur. Meselâ, iffetli olma, harama bakmamadan bahsediyorsanız, çarşıda pazarda sizin işiniz ne? Farz bir vazife olmayınca, günaha girmenin muhtemel olduğu yerlere ne diye gidiyorsunuz? Vacip bir vazife yoksa, sokakta niye dolaşıyorsunuz? Evet, yapmadığınız şeyleri söylemeniz, daha doğrusu, söylediğiniz şeyleri uygulamamanız hem gazab-ı ilâhîyi celb eder, hem tesir gücünüzü kırar, hem de size olan güveni sarsar, anlattıklarınız “kuru bir laf” olarak işitilip unutulur.

139