Evet, gittiğiniz yerlerdeki insanlar siz farkına varsanız da varmasanız da sizi tecessüs eder ve elli defa nabzınızı tutarlar. Meselâ, bir kısım art niyetli insanlar gidip sizi yurt dışında gammazladıklarında aldıkları cevap şu oldu: “Biz on senedir bu adamları dinliyoruz. Sizin dediklerinizin hiçbirini onlarda görmedik. Hiç aritmiye rastlamadık. Nabızları hep aynı atıyor.” Görüldüğü üzere bu sözleriyle onlar âdeta sizin müdafiiniz oldular. Eğer bazı yerler itibarıyla bir kısım tıkanmalar olduysa, bunun sebebi bizim kendimizi tam olarak ifade edemeyişimiz, ifademizdeki bir kısım kusurlarımızdır. Bu noktada şu hususa da dikkat çekebiliriz: Beklenmedik şekilde ortaya çıkan olumsuzlukları olumlu hâle çevirecek, negatif şeylere pozitiflik kazandıracak alternatif plan ve programlar her zaman olmalıdır.
Evet, değişen şartlar karşısında mevcut durumu bir kez daha değerlendirip o şartlara göre alternatif plan ve projeler ortaya konulması gerekir ki, biz buna tafsilî plan diyebiliriz. Aynı zamanda bu, aksiyon öncelikli bir düşünce demektir. Evet, bir yandan bir icmalî planınız, bir kısım ana doneleriniz olmalı ve siz hareket ve faaliyetlerinizi onun üzerine bina etmelisiniz. Ancak bunun yanında, zaman-ı merhuna emanet edeceğiniz açık uçlar da bırakmalı ve şartlara göre uygulamaya koyacağınız alternatif plan ve projeleriniz de olmalıdır. Farklı kültürleri nazar-ı itibara alarak, dilleri, dinleri, telâkkileri, eşya ve hâdiselere bakışları açısından o insanları tanıdıkça aksiyonunuz içinde “şurada şöyle bir şey olabilir, burada böyle bir şey olabilir” diyebilmeli, gittiğiniz ülkenin şartlarına göre farklı alternatifler ortaya koyabilmeli ve Allah’ın izni ve inayetiyle bir kısım yeni düşünce sistemleri geliştirebilmelisiniz.