İçeriğe geç

İşte bazılarının kirlettikleri İslâm’ın bu dırahşan çehresini pırıl pırıl hâliyle âleme gösterme gibi icmalî bir planımız olmalıdır. Bunun tafsiline gelince, dünyanın dört bir yanına yayılarak, İslâm’ı doğru temsil etmek suretiyle “Böyle Müslümanlar da varmış!” dedirtmeliyiz. Elbette ki böyle bir sözü kendi adımıza dedirtmek riya olur. Fakat Müslümanlık adına dedirtme mevzuuna gelince, o bir vazifedir. Yani İnsanlığın İftihar Tablosu ve Râşid Halifeler’in –canlarımız canlarına kurban olsun– bize emanet ettikleri hakikî Müslümanlığı gerçek hüviyetiyle cihana duyurmak boynumuzun borcudur. Evet, çağımız insanının buğulu, sisli, paslı Müslümanlık imajını silmeli, mahiyet-i nefsü’l-emriyesine uygun derinliği, nurefşan ve dırahşan çehresiyle gerçek Müslümanlığı ortaya koymalıyız.

Meselâ dünyanın dört bir bucağında, okullar ve kültür lokalleri açarak; o müesseselerdeki talebeleri, talebe velilerinin evlerine gitmede bir vesile ve köprü sayarak, daha başka özel günleri değerlendirip, bazen helva, bazen aşure, bazen börek, bazen künefe yapıp “Bunlar bizim kültürümüzün çok önemli ürünleridir. Biz bunları yapar ve komşularımıza da ikram ederiz.” diyerek farklı din ve kültürlere mensup insanlar arasında köprüler kurmaya, onlarla yakınlaşmaya ve öteden beri yanlış mülâhazalarla meydana gelmiş olan aramızdaki çukurları kapamaya çalışırız. Böylece deryalar üzerine köprüler kurmak ve dağlar arasında geçitler oluşturmak suretiyle yeniden bir kere daha kalblere ulaşarak ve o kalblerle Allah arasındaki engelleri bertaraf ederek kalblerin bir kez daha fıtrî olarak Allah’la buluşmasını temin etme gayretinde bulunuruz.

Alternatif Düşünce ve Projeler

95