İçeriğe geç

Hakikî bir idareci, birbirinin rağmına gelişebilecek, birbirine zıt gibi görünen vasıfları, aynı anda, tam bir denge içinde kendinde bulunduran muvazene kahramanıdır. Bu açıdan o, fevkalade şuur, fevkalade ciddiyet ve fevkalâde disiplinin yanı başında, alabildiğine bir sevgi ve şefkatle çevresindekilere muamele eder. Yani bir taraftan konumunun gerektirdiği vakar ve ciddiyeti muhafaza eder, o vakar ve ciddiyete halel getirecek ölçüde maiyetindekilerle senli benli olmaz, laubaliliklere girmez. Fakat diğer taraftan tam bir şefkat meleği gibi her türlü dert ve sıkıntılarında onların yanında olur ve üzerlerine tir tir titrer. Meselâ, onlardan bir tanesinin işe gelirken yüzünün ekşi olduğunu fark ettiğinde, bir anne ve babadan daha ziyade bir şefkatle hemen yanına varır; eşi, çocukları ya da başka birisiyle bir problemi olup olmadığını veya bir borcu, bir sıkıntısı bulunup bulunmadığını anlayıp öğrenmeye çalışır. Öyle ki, o şahsın kendi anne-babasının bile üzerine gitmeyeceği ölçüde bir ihtimamla işin üzerine gider, yüreğini ortaya kor ve alternatif çözüm yolları araştırır. Ve bu tavrı bir kere değil, her türlü dert ve sıkıntıda ortaya konulması gereken bir vazife bilir.

222