İçeriğe geç

Evet, gerçek lider gönlündeki ızdırabı maiyetindekilerin ruhuna duyurur, dimağına aşılar ve dert edindiği esasları âlemin derdi hâline getirir. Meselâ o: “Allah bize bu kadar imkân ve lütuflarda bulunmuş. Bize böyle güzel bir iş ortamı bahşetmiş. O zaman bize düşen de santimini zayi etmeksizin, rantabl bir şekilde bu imkân ve lütufların değerlendirilmesidir. Eğer biz bunları değerlendirmez ve heba edersek, bütün bunların hesabını Rabbimiz bize tek tek sormaz mı? Böyle bir vebalin altından nasıl kalkar, bunun hesabını nasıl veririz?” diyerek, yaptıkları iş hususunda muhataplarını şuurlandırmalı, ikna edip inandırmalıdır. Hem, verilmek istenen mesaj öyle bir kere söylemekle de gönüllerde mâkes bulmayabilir. Bu sebeple rehabilitasyon yapıyor gibi, uygun bir üslupla mesele tekrar ber tekrar ifade edilmelidir. Ayrıca idareci konumunda bulunan kişi, bu meseleleri bizzat kendisinin dile getirmesiyle tepkiye sebebiyet verecekse, o zaman yapılması gereken, insanların tepki vermeyeceği birisini bulup bu önemli mevzuları ona söylettirmektir. Gerekirse bu konuda bir veya birkaç seminer düzenlenir, konferanslar tertip edilir ve bu meselenin ehemmiyeti anlatılmaya çalışılır. Yoksa bir idareci, sürekli olarak kendisi boyunduruğun bir tarafından tutuyor fakat berikiler hep geriye kaykılıyorsa işlerin düzgün bir şekilde yürümesi adına o, maiyetindekilerin yüklerini de omuzlarına alma ve onları da çekip götürme mecburiyetinde kalacaktır ki, bu da belli bir müddet sonra işlerin artık götürülemeyecek hâle gelmesi demektir. Bundan dolayı lider, arkasındakileri de koşmaya ikna etmeli, onlara bir maratonda koşucu olma duygu ve düşüncesini aşılamalı ve böylece müşterek çalışma ve gayretlerle uzun soluklu bir şekilde işlerin devamını temin etmelidir.

220