Salih Amel Ve Riya Virüsü
Soru: Salih amel işlemeye çalışırken kişinin gönlünden gayr-i ihtiyarî “başkalarıda görsün, duysun” gibi duyguların geçmesi, o amellerden hâsıl olan sevabı tamamen zâyi eder mi? Bu gibi durumlardainsan gizli şirke düşmüş sayılır mı?
Cevap: Sorunuza esas teşkil eden hususun, ciddi mânâda hassasiyet isteyen bir mevzu olduğu muhakkak. Çünkü ince bir niyet çizgisi, bir başka ifadeyle niyetin tam olarak ayarlanıp ayarlanamaması amelin mahiyetini değiştirebilir; değiştirebilir ve güzeli çirkine, “tayyib”i “habîs”e dönüştürebilir. Fakat hassasiyet ve incelik isteyen bu konuda, doğru ve dengeli bir bakış açısına sahip olabilmek için öncelikle mükellefiyet mevzuuyla alâkalı önemli gördüğüm bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum.
İmanın Gereğini Yapmak Boynumuzun Borcu
İnanan bir insan, inancının gereği ne ise, onu yerine getirmekle mükellef ve sorumludur. Evet, bir mü’min, nelere ve nasıl inanıyor, hangi güzelliklere gönül bağlamış ve ne şekilde düşünüyorsa, onları tavır ve davranışlarıyla dışa aksettirmesi icap eder. Meselâ, Cenâb-ı Hak’la düzgün, kavi bir irtibatı, Resûl-i Ekrem Efendimiz’le sağlam bir münasebeti bulunan ve bu durumu tabiatının bir yanı, bir derinliği hâline getirmiş bir fert, kalbiyle benimsediği o inanç esaslarını, diğer uzuvlarıyla da ortaya koyacak ve hayatının her ânında, o imanın gereklerini yerine getirecektir/getirmesi gerekir. Bu istikamette o, ibadetlerini tastamam ifa edecek, namazlarını hakkını vererek kılmaya çalışacaktır. Elbette ki bütün bunları, “falan görsün, filan duysun” gibi mülâhazalara bağlı olarak değil, sırf Allah’ın (celle celâluhu) emrini yerine getirip O’nun rızasına kavuşabilmek için yapacaktır.