Soru: Kur’ân-ı Kerim’de inananlara, amellerini, Allah’a, Resûlü’ne vemü’minlere arz edecek gibi yapmaları emrediliyor. Yapılan amellerde mü’minlerin nazar-ı itibara alınma mevzuunu nasıl anlamalıyız?
Cevap: Bu konuyla alâkalı Tevbe sûre-i celîlesinde iki âyet-i kerime geçmektedir. Bunlar peş peşe iki sayfada yer alırlar. Bunlardan birincisi, وَسَيَرَى اللّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّتُرَدُّونَ إِلٰى عَالِمِالْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ“Yapacağınızher şeyi Allah da, Resûlü de görüp değerlendirecek, daha sonrada, gizli olsun açık olsun, her şeyi bilen Allah’ınhuzuruna götürüleceksiniz.”4 şeklindedir. Sizin bahsettiğiniz âyet ise hemen peşindeki sayfada gelir: وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ إِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ“De ki: “Amel edin: Yaptıklarınızı Allahda, Resûlü de, mü’minler de görecekler. Sonra gizli veaçık her şeyi bilen Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız. O dayaptığınız her şeyi bir bir sizin önünüze çıkaracak, karşılığını verecektir.”5 Görüldüğü üzere ikinci âyette mü’minler kaydı da yer almıştır.
Bu âyet-i kerimelerdeki hitap, hem imkânları olduğu hâlde Allah Resûlü’yle birlikte cihada iştirak etmeyen, etmemekle birlikte değişik bahane ve mazeretlerin arkasına sığınan münafıklara; hem de cihada katılmak isteyip de değişik sebeplerle katılamayan, ancak bu durumdan pişmanlık duyup tevbe eden mü’minlere yöneliktir. Dolayısıyla burada birinciler için bir tehdit, ikinciler içinse bundan sonra yapacakları salih ameller açısından bir teşvik vardır. Tabii âyet-i kerimelerin evvelemirde onlara yönelik olması o âyetlerde bizim hissemiz olmadığı mânâsına gelmez.
Dipnotlar
- 4 Tevbe sûresi, 9/94.
- 5 Tevbe sûresi, 9/105.