Dindeki Kolaylık Prensibi Ve Büyüklerin Hayatı
Soru: Dinimizde zorlaştırmayıp kolaylaştırma ve nefret ettirmeyip müjdeleme genel bir kaideolduğu1hâlde, İmam Gazzâlî ve Muhasibî gibi büyük zatların kalblerititreten o yakıcı ifadeleri ve temsil ettikleri hayatın adeta yaşanmazgibi görünmesi kimi zaman ümitlerimizi sarsmaktadır. Bu iki hususu nasıltelif edebiliriz?
Cevap: İmam Gazzâlî, toplumumuz tarafından çok erken dönemde tanınmış simalardan birisidir. Her ne kadar toplum olarak biz, onun İhyâu ulûmi’d-dîn, Mişkâtü’l-envâr ve Makâsıd gibi kitaplarını baştan sona okumamış olsak da, değişik eserlere nüfûz etmiş pek çok mülâhaza ve mütalaalarıyla karşılaşmış ve farkına varsak da varmasak da, onlardan istifade etmiş ve beslenmişizdir. Muhasibî ise, toplumumuzda son zamanlarda tanınmaya başlamıştır. Rabbim onun gibi bir zatın tanınmasına vesile olanları rızasıyla serfiraz kılsın. Bildiğiniz gibi “er-Riâye li hukukillâh” isimli eseri de dilimize tercüme edilip yayınlanmıştır. Bu eserde de görüleceği üzere Muhasibî, ihlâs-riyâ gibi mevzularda hassas mı hassas, muhâsebe ve murâkabelerinde derin mi derin, emir ve yasakları yerine getirmede sübjektif mükellefiyet olarak hep azimet tercihinde bulunan devasa bir kâmettir. Meselâ o, fiil ya da tavır değil, muvakkaten aklından geçen sevimsiz şeyler hakkında bile büyük günah işlemiş gibi ızdırapla kıvranır, “Benim aklım temiz olsaydı o kirin orada ne işi vardı!” anlayışıyla kendini levmeder ve sürekli derin bir hassasiyetle nefsini sorgulayıp hesaba çeker. İşte Hüccetü’l-İslâm İmam Gazzâlî ve Hâris el-Muhasibî gibi zatların işi bu ölçüde sıkı tutup hayatlarını hep yüksek zirvelerde sürdürmeleri, bilhassa günümüzde, nazarlarını dinin kolaylık yönüne tevcih etmiş insanlar nezdinde yaşanması çok zor bir hayat çizgisi olarak telakki edilmektedir.
Dipnotlar
- 1 Bkz.: Müslim, cihad 6; Ebû Dâvûd, edeb 17; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/399.