İçeriğe geç
11. Bölüm

Ruhu Felç Eden Ölümcül Bir Âfet: Şöhret Düşkünlüğü

Soru: Dört bir yana açılan mefkûre muhacirlerinden bahsedildiği hemen heryerde genellikle ihbarî bir tarzda onların şöhretten, nâm u nişandanuzak durdukları/duracakları ifade ediliyor. Hâlihazırda böyle bir tehlike vargibi gözükmüyor. Bunu ileriye matuf bir tedbir ve ikaz olarakmı anlamak gerekir? Neler buyurursunuz.

Cevap: Büyüğüyle küçüğüyle, şöhret arzusunun, nâm u nişan düşüncesinin kalbî ve ruhî hayatımız için öldürücü bir mülahaza, katil bir virüs olduğu muhakkak. Öyle ki bu arzu ve tutku insanın Allah’la olan münasebetine engel olduğu hatta o münasebetin kesilip kopmasına sebebiyet verdiği gibi, kişiyi Allah’ın teyidinden de mahrum bırakır. O hâlde bu ölçüde tehlikeli bir virüsün gelip içimize sızmasına; sızıp bizi esir almasına fırsat verilmeden, daha baştan hıfzıssıhha düşüncesiyle ona karşı tedbir alınıp tahşidatta bulunulmalıdır.

Bulaşıcı Bir Hastalık ve Koruyucu Hekimlik

Eğer içimizde böyle bir temayül ortaya çıkmış veya bir arkadaşımızda böyle bir eğilim baş göstermişse, bu duygunun başkalarına da sirayet etmemesi, onların hislerinin de depreşmesine sebebiyet vermemesi için, vakit fevt etmeden hemen karantinalar oluşturulup yayılmasını önlemek gerekir. Çünkü mânevî hastalıklar maddî hastalıklardan daha tehlikelidir, daha hızlı bulaşır ve tedavisi de daha zordur. Bir kere makam, mansıp, şöhret gibi bir virüse yakalanan bir insanı geriye döndürmek oldukça zordur. Bu sebeple her zaman bu tür duygulara karşı teyakkuz içinde, hazır ve tetikte olunmalıdır. Yapabiliyorsak kendi mârifet gücümüzü bir bağışıklık ve mukavemet sistemi gibi kullanarak bu virüslere karşı sürekli anti-şöhret, anti-nâm ve anti-şan korları üreterek onları henüz menşeinde etkisiz hâle getirip kökünü kurutmamız gerekir.

Nefislerini Yerden Yere Vuran Devasa Kâmetler

95