İçeriğe geç

Allah, bazen vereceği nimetleri zor ve çileli bir yolun sonunda verir. Bazen sizi öyle bir güzergâha iter ki orada inişler, çıkışlar, virajlar vardır. Bazen yokuşları çıkmanız bazen de kandan irinden deryaları geçmeniz icap eder. Bu tür zorluklarla mücadele ettiğiniz esnada bütün bunlara maruz kalmanızın ardındaki sırları anlayamayabilirsiniz. Cereyan eden hâdiselerin nereye varacağını bilemeyebilirsiniz. Fakat tepeye çıktıktan sonra dönüp geriye baktığınızda, daha önceki telâkki ve mülâhazalarınızın yanlış olduğunun farkına varır, “Ne kadar da isabetli bir yolda yürümüşüz.” dersiniz. Cenâb-ı Hakk’ın sevkinin ne kadar yerinde olduğunu görürsünüz. Bu açıdan, şimdiden neticenin hayır olacağı mülâhazasıyla, yürüdüğümüz güzergâhta takıldığımız şeyleri aşmaya çalışmalı ve Rabbimiz’in bize olan lütuflarını düşünerek şükretmeliyiz.

Güzel Ahlâktan Ayrılmama

Takdire rıza göstermemenin diğer bir şekli de kıskançlık, haset ve hazımsızlık gibi hastalıklardır. Günümüze kadar pek çok insan bu hastalıkları sebebiyle dalâlete veya küfre düşmüştür. Mesela Ebû Cehil, Cenâb-ı Hakk’ın peygamberlikle serfiraz kıldığı İnsanlığın İftihar Tablosu’nu (sallallâhu aleyhi ve sellem) hazmedememiştir. Kapalı kapılar arkasında Allah Resûlü’nün peygamberliğini itiraf etse de, elinde bulundurduğu bir kısım imtiyazları kaybedeceği korkusuyla bunu açıktan söyleyememiştir. Onun bu tavrının, Allah’a karşı bir isyan ve başkaldırma olduğunda şüphe yoktur. O günün müşriklerinin birçoğu Allah’ın takdirine rıza gösteremediğinden –haşa– peygamberliği Hz. Muhammed’e layık görmemiş ve kaybetmişlerdir.

62