İçeriğe geç
32. Bölüm

Tedricilik

Soru: Allah Resûlü’nün Mekke ve Medine dönemlerinde şartlara göre farklılık gösteren tebliğ metodunun daha sonraki dönemlere verdiği mesajlar nelerdir?

Cevap: Kur’ân-ı Kerim bir anda değil, yirmi üç yıllık süre zarfında ceste ceste nazil olmuştur. Henüz Cahiliye dönemini yaşayan veya ondan yeni çıkmış olan insanların rehabilite edilmesi ve yavaş yavaş kemale yürümesi adına bu çok önemliydi. Kur’ân, toplumun içinde bulunduğu genel durumu gözetmiş, konjonktür neyi gerektiriyorsa ona göre hükümlerini vaz etmiştir. Allah, ibadet ve muamelata dair mükellefiyetleri bir anda insanların sırtına yüklememiştir. Mesela namaz ve zekâtın emredilmesi belli bir süreç takip edilerek alıştıra alıştıra gerçekleşmiştir. Faiz ve içkinin yasaklanması gibi hükümlere baktığımızda da bunu görürüz. Allah, bunları bir anda yasaklamamış, belli aralıklarla indirdiği farklı âyet-i kerimelerle toplumu alıştıra alıştıra hükümlerini vaz etmiştir.

Mekkî ve Medenî Âyetler

Mekke ve Medine dönemlerinde nazil olan âyetlere bakılacak olursa, bunlar arasında önemli farklılıklar göze çarpar. Mekke dönemine bakıldığında, henüz insanların yeni yeni İslâm’a girmeye başladıkları, Müslümanların sayısının çok az olduğu, vahyin muhataplarının çoğunluğunun Arap putperestlerinden oluştuğu görülür. Bunlar, körü körüne atalarının dinine bağlı, oldukça mutaassıp ve mütemerrit kimselerdi. Atalarını taklit âdeta ruhlarına işlemişti. Dolayısıyla Kur’ân, indirdiği âyetlerle sürekli onların bu inhiraflarına dikkat çekiyor, tevhit hakikatine vurgu yapıyor, inanç esaslarına yoğunlaşıyordu.

Medine döneminde ise Allah Resûlü’nün etrafında yavaş yavaş bir İslâm cemaati oluşmaya başlamıştı. Müslümanların karşısında sadece putperestler yoktu; Yahudi ve münafıklar da vardı. Dolayısıyla âyet-i kerimeler de bu konjonktüre uygun olarak inmeye başladı.

224