İçeriğe geç
31. Bölüm

Enaniyet Ağı Ve İhlâsın Anilmerkez Gücü

İnsan bazen ortaya çıkan sonuçlardan hareketle güzel işler yaptığını düşünebilir, bu ona çok masumâne gelebilir. Fakat günah, en masum duygu ve düşünceler içerisinde dahi kendine yer bulabilir. Mesela “Bunları biz plânladık, biz yaptık.” gibi düşünceler nöronlarımıza musallat olduğu anda, yaptığımız işi kirletmiş oluruz. Bu konuda istikamet içerisinde olabilmek oldukça zordur. Çok büyük işler başarsanız, cihanlar fethetseniz, yerin derinliklerindeki hazineleri bulup çıkarsanız ama sonrasında aklınıza, “Bu işlerin meydana gelmesinde bizim de dahlimiz var.” şeklinde bir düşünce gelse kaybedersiniz.

Yaratma İştirak Kabul Etmez

İşin başlangıcında insanın iradesi esastır. Bu sebeple ona düşen vazife, iradesinin hakkını vermesi, neticeye götürücü bütün sebeplere tevessül etmesi, büyük bir azimle işe sarılması, çok ciddi bir ceht ve gayret ortaya koymasıdır. Fakat vazifesini yaptıktan sonra şe’n-i rububiyetin bir tezahürü olarak ortaya çıkan neticeyi sahiplenmemeli, onu kendinden bilmemelidir. Zira kâinattaki tüm varlık ve hadiseleri yaratan Allah’tır. Bu, ortaklık kabul etmez. Burada iştirak düşüncesine girmek Allah’a bir nevi ortak koşmaktır.

İnsanlar, Allah’ın lütfettiği nimetleri kendilerinden bilmeye başladıklarında onları kaybederler. Bir müddet işin başındaki ihlâsın ani’l-merkez gücüyle açı genişlemeye devam etse dahi, ihlâs kaybından ötürü bu bir süre sonra durur. Bir mübarek işe halisane başladıktan sonra kendilerini işin içine karıştırmaya başlayanlar en büyük veliler dahi olsalar kaybeder, er geç bir yerde takılır kalırlar.

Bu sebepledir ki Hz. Pîr, en azından on beş günde bir ihlâs risalesinin okunmasını tavsiye eder.114 İnsanın egosunu silip atması, şirkin hafifi olan “biz” limanına yanaşması, sonrasında daha samimi bir mülâhazayla bizi de kaldırıp atıp “hüve”ye bağlanması adına bu çok önemlidir.

219