Dinin Temel Meseleleri
Soru: Bediüzzaman Hazretleri’nin “Talim-i nazariyattan ziyade tezkir-i müsellemata ihtiyaç var (Teorik şeyler öğretmekten ziyade, herkesin kabulü olan şeylerin hatırlatılmasına ihtiyaç var).”47 sözünü nasıl anlamalıyız?
Cevap: Hz. Pîr bu sözüyle biraz da yaşadığı dönemin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, dinî meseleler etrafında nazariyeler üretme ve bunlarla meşgul olma yerine, dinin muhkematı ve temel disiplinleri üzerinde durulmasının daha faydalı olacağını ifade etmiştir. Mesela Allah’ın (celle celâluhû) varlığı ve birliği, nübüvvet hakikati, haşre iman, ilâhî kitaplara inanma gibi itikadî esaslar veya namaz kılma, zekât verme, oruç tutma ve hacca gitme gibi amelî hükümler dinde müsellem olan hakikatlerdir. Müslümanların asıl yoğunlaşmaları gerekli olan alan da bunlar olmalıdır. Farklı vesileleri değerlendirerek sürekli bu hakikatler üzerinde durmalı, farklı argümanları kullanarak zihinlerde oluşan şüpheleri izale etmeli ve bunların her birisini sarsılmaz birer hakikat olarak ortaya koymalıdırlar.
Hatta meseleyi sadece imanın erkânı ve ibadetlerle sınırlamak da doğru olmaz. Kur’ân ve Sünnet’in ferdî, ailevî ve içtimaî hayata dair koyduğu pek çok hüküm vardır. Bize düşen, bütün bu hükümleri hikmet ve maslahatlarıyla birbirimize hatırlatmak ve anlatmaktır. Zira Müslümanlar, müsellemat dediğimiz İslâm’ın bu temel hükümlerine bağlı kaldıkları takdirde hem dünya hayatları düzene girecek hem de ahiretleri kurtulacaktır. Yoksa sırf ilimle meşgul olacağım diye doğrudan dünyevî ve uhrevî bir faydası olmayan bir kısım teorilerle uğraşmak, yeni nazariyeler geliştirmeye çalışmak ve bunlarla müteselli olmak isabetli bir yol değildir. Doğrudan günümüz insanlarının problemlerine çare olmadıktan sonra, sırf ilmîlik adına oturup belirli meseleler üzerine kafa yormanın, onlar hakkında teoriden öteye gitmeyen bir kısım fikirler üretmenin kimseye bir faydası yoktur.