İçeriğe geç

Konuyla ilgili Peygamber Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: اتَّقِ اللّٰهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وَأَتْبِعِ السَّيِّئَةَ الحَسَنَةَ تَمْحُهَا، وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ“Nerede olursan ol Allah’tan kork! Kötülüğün arkasından hemen iyilik yap ki onu silip götürsün. İnsanlarla muamelelerinde de hep güzel ahlâkla serfiraz ol.”46 Müslüman, tavır ve davranışları itibarıyla hep güzel ahlâkın temsilcisi olmalıdır. Öyle ki ona bakanlar yaptıkları kötülüklerden tiksinmelidirler.

Yoksa başkalarının hata ve yanlışlarına karşı “biz de onlar gibi yapalım” dediğiniz an, aynı hatayı siz de irtikap etme yoluna girmiş olursunuz. Allah onlara işledikleri bütün zulüm ve haksızlıkların hesabını soracağı gibi, size de yaptığınız hatanın hesabını sorar. Çünkü başkalarının hata ve günahları, sizin yapacağınız yanlışları mazur kılmaz. Zulüm görmeniz asla zulmetmenizi meşrulaştırmaz. “Biz sadece onlara mukabelede bulunduk, onların yaptığının dengini yaptık.” düşüncesi de sizi kurtarmaya yetmez. Bu açıdan birileri hadlerini aşsa, zulmetse, işkenceye başvursa, işleyen bir düzeni bozsa da imanının şuurunda bir mü’min bu tür gayr-i meşru fiillerin hiçbirisini yapamaz. Ona düşen, her zaman insanca ve Müslümanca davranmaktır.

64