İçeriğe geç

Bu sebepledir ki Allah’a gönülden inanan bir insanın, رَضِينَا بِاللّٰهِ رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا “Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, peygamber olarak da Hz. Muhammed’den (aleyhissalâtü vesselâm) razıyız.”43 duygu düşüncesini hep hatırında tutması ve bu mübarek sözü vird-i zeban etmesi çok önemlidir. Mü’min, bu sözleriyle, insanı var eden, yetiştiren, terbiye eden, onun hakkında değişik takdirlerde bulunan Allah’ın rubûbiyetinden; bir din, diyanet ve sistem olarak vaz edilen İslâm’dan, onun bize yüklediği bütün mükellefiyetleri gönül rızasıyla yerine getirmekten ve Hazreti Muhammed Mustafa’nın da peygamber olmasından razı olduğunu ifade etmiş olur.

“Ne yaptım ki bu sıkıntılar başıma geldi! Neden bütün belâlar gelip beni buluyor?” şeklindeki sözler, mü’mince sözler değildir, mü’mine yakışmaz.

İnsanın, yaşanan olumsuz hâdiseleri Cenâb-ı Hakk’ın takdiri olarak görmesi ve bu takdirin de kendi hata ve günahlarına bağlı olabileceğini düşünmesi, onu, rızaya muhalif duygu ve düşüncelerden, –haşa– Rabbisiyle iç cedelleşmelere girmekten kurtaracaktır. Kur’ânî mantık da bunu gerektirir. Zira pek çok âyet-i kerimede, maruz kalınan sıkıntıların sebebi olarak insanların işlediği hata ve günahlar gösterilmiştir. Bu açıdan bir mü’minin ağzından çıkacak sözler şunlar olmalıdır: Demek ki bir kısım günahlarımız varmış ki Allah bize bazı güveleri musallat etti. Onlar bizim asıl günahlarımızı bilemediklerinden ötürü sevaplarımıza iliştiler. Hz. Pîr’in dediği gibi, bizim hiç yapmadığımız, yapamayacağımız, hatta düşünemeyeceğimiz şeylerden dolayı bize hücum ettiler.

Eğer yaşanan sıkıntılara bu şekilde yaklaşılırsa içte kabaran hafakanların üzerine rıza iksiri dökülerek eritilebilir. Bu iksir sayesinde, kafa karıştıran, beyin guddelerinde dolaşıp duran, kortekse girip oradaki dosyaları kirleten bütün olumsuz düşüncelerin üstesinden gelmek mümkün olur.

60