O, hem bir çekirdek ve nüve mahiyetindeki ilk taayyünüyle hem de bir tuba-i Cennet gibi müntehâdaki inkişaf ve inbisatıyla –Bediüzzaman ifadesiyle– bu kâinat kitabının kâtibinin kaleminde mürekkep olma taayyünü,9 semeredar bir şecere-i mübarekeye dönüşme temayüzü ve başları döndüren muhteşem bağ ve bahçelere esas teşkil etme gibi hususiyetleriyle varlık şiirinin temel mazmunu, vücud dantelâsının merkez nakşı, nübüvvet ve risalet nazmının da umum o silsilenin ruh ve mânâsını aksettiren kafiyesidir. O’nda vahy-i semavî, göklerin ve yerlerin en câmi sesi; Miraç sürprizi, berilerin ötesinde, ötelerin berisinde, O’nun muhteşem konum ve mazhariyetlerine lâhût bahçesinin el değmemiş bir hediyesi ve kimseye müyesser olmamış bir Cevâd ü Kerîm armağanıdır. O, vahyin sonsuz edalı tayflarıyla, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, beşerî tasavvurları aşkın müteâl esrarı duyup hissettiği gibi, o kutlu semavî yolculuğuyla da mebde’den müntehâya bütün varlığı temâşânın yanında Zât, sıfât ve esmâ-i ilâhiye esrarı adına da neler ve neler duydu..!
O’nun duyması ayrı bir derinlik, başkalarına duyurması ayrı bir kadirşinaslık, müstaid fıtratları kemalle buluşturması da özel bir pâye idi. Kemal ehli gerçek kemalâtı O’nunla tanıdı ve aşılmaz gibi görülen zirveler O’nun sayesinde aşıldı. Bir yerde Hz. Hüdâyî:
der ki, bu O’nun esmâ-i ilâhiye ve sıfât-ı sübhaniyeye bir mazhar-ı tâmm olması mânâsına gelmektedir ve O bu mazhariyetiyle de bînazîrdir.
Dipnotlar
- 9Bkz.: Bediüzzaman, Mesnevî-i Nuriye s.105 (Habbe).