İlmî taayyünlerle ruhî, misalî, berzahî ve haricî vücut açısından belirlenip ortaya konmasıyla varlık pek çok farklı taayyün seviyelerinde ortaya çıktı/çıkarıldı ve bir çekirdek kocaman bir ağaca/ağaçlara dönüştü. Minvechin ilk taayyün insan hakikatiyle meydana geldi; Hz. Âdem ve nesli, siyah-beyaz yanlarıyla bu vetirenin en önemli halkasını teşkil ettiler. Sonra gelip öne geçen Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhissalâtü vesselâm) ve O’na tebaiyetle ümmet-i icabetiyse, suretlerin en mükemmeli ve taayyünâtın gayeye en yakını olma imtiyazıyla serfiraz kılındılar. Zira O, hakaik-i ilâhiyenin en câmi aynası, evvel ü âhir ve zâhir u bâtının da merkez noktasını teşkil ediyordu.
Bu mülâhazaları daha anlaşılır bir üslûpla şöyle ifade etmek de mümkündür; taayyün, ilâhî ve kevnî olmak üzere farklı çerçevelerde mütalâa edilegelmiştir. İlâhî taayyünün bidayeti ilim sıfatı; nihayeti de, değişik mertebe ve basamaklarda nâmütenâhî kelimât-ı sübhaniyedir. Kevnî taayyünün evveli ruh-u Muhammedî (aleyhi ekmelüttehâyâ), sonu ise enbiyâ ve mürselîn fasıllarıyla bütün insanlık şeceresi ve varlık bağistanıdır. İlâhî taayyünü, “Kenz-i Mahfî” şeklinde yorumlayanlar, ona bâtınlar bâtını diyerek, konuyuلَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ4 ferman-ı celîline ve اَلْعَجْزُ عَنِ الْإِدْرَاكِ إِدْرَاكٌ“O’nu nâkabil-i idrak kabul etmek şeklindeki acz tam idraktir.”5 temel disiplinine bağlı görmüşlerdir.
Dipnotlar
- 4“Gözler O’na erişemez.” (En’âm sûresi, 6/103)
- 5el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 4/252; es-Suyûtî, Şerhu Süneni İbn Mâce 1/103.