İçeriğe geç

Mürîd: İrade eden, dileyen.

Mütekellim: Konuşan.

Kâdir: Her şeye gücü yeten.

Cevâd: İhsanda bulunan, cömertlik yapan.

Muksit: Adaletle hükmeden.

Esmâ-i Celâliye

Kebîr: Ululardan ulu olan.

Azîz: Yegâne galip.

Azîm: En büyük ve ulu.

Celîl: Azametli tecellî sahibi.

Mâcid: Şanlı, namlı.

Mümît: Ölümü yaratan.

Dârr: Zararları yaratan.

Müntakim: Suçluları tecziye eden.

Esmâ-i Cemaliye

Rahîm: Rahmeti bol.

Selâm: Selâmet veren.

Muhyî: Hayatı veren.

Mü’min: Güven veren/vaadeden.

Latîf: En ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten.

Rezzâk: Gıdaları yaratıp lütfeden.

Hallâk: Her şeyi yaratan.

Evvel: Varlığının başlangıcı olmayan.

Âhir: Varlığının sonu olmayan.

Zâhir: Varlığı ayândan ayân.

Bâtın: Zât’ı, hakikatiyle ihata edilmeyen.

Karîb: Yakın.

160