“Bir şarap iç ki, kâsesi yârin yüzü, kadehi de bâde ile mest olanların gözü olsun. Vech-i Bâkî bardağından bir şarap iç ki, sâkîsi, ‘Rabbileri onlara şarab-ı tahûr içirdi.’ (hakikatiyle mermuz zât) olsun. İşte o mey’in zuhuru sana, mestlik vaktinde cismaniyet pisliğinden paklık kazandırır. Bu ne garip şerbet, bu ne tuhaf lezzet, bu ne güzel zevk, bu ne acip devlet, bu ne müthiş hayret, bu ne garip şevk.!”
Bir başkası da bu makam münasebetiyle duygularını;
“ Bak, 4وَسَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ’den cümle ebrâr oldu mest,
Ol Celâl-i Lâyezâl’den yedi, dört, beş hepsi mest.”
mısralarıyla dile getirir ve şarab-ı eynemâ’yı kalblerimizin dudaklarında dolaştırır gibi olur…
اَللّٰهُمَّ اسْقِنَا مِنْ شَرَابِ حُبِّكَ وَاجْعَلْنَا مِنَ الْمَحْبُوب۪ينَ،
وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا سَيِّدِ الْمَحْبُوب۪ينَ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِهِ الْمَقْبُول۪ينَ.
Dipnotlar
- 4 “Rabbileri onlara tertemiz bir şarap sunmuştur.” (Dehr sûresi, 76/21)
43