İçeriğe geç

2. Vecddir; iman, mârifet, muhabbet ve zevk-i ruhanî ile donanmış bir kalbin, beklenmedik bir anda şevk ü tarab veya bir kısım vâridâtla coşmasıdır ki, üzerinde durduğumuz konunun esasını teşkil eder ve ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ ف۪يهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإ۪يمَانِ“Kimde şu üç şey bulunursa, imanın tadını tatmış olur.”2 gerçeğine dayanır. Bu gerçeğin hulâsası da: Allah ve Resûlü’nü her şeyden fazla sevme, sevdiklerine Allah (celle celâluhu) için muhabbet etme, Cehennem ve Cehennem vesilelerine karşı teyakkuz ve ürperti içinde bulunma.. gibi hakikatlerdir.

3. Mevâcîddir; evrâd ü ezkâr ve kalbin, Hazreti “Vacibü’l-Vücud” ve “Vâhibü’l-Hayat”la münasebet derinliği ve O’na yaklaşma yollarını araştırması sayesinde sürekli metafizik gerilim, sürekli duyuş ve sürekli değişik vâridlere mazhariyettir ki,

وَرَبَطْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا فَقَالُوا رَبُّنَا رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ لَنْ نَدْعُوَ مِنْ دُونِه۪ۤ إِلٰهًا

“Biz, onların kalblerini pekiştirdikçe pekiştirdik de doğrulup başkaldırdı ve kükreyerek: Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasını anmamız söz konusu değildir.”3 mefhumu ile sunacağımız âyet de bu soluk soluğa aşkın, heyecanın ifadesidir.

4. Vücuddur; ve makam-ı ihsanın zirvesi كَأَنَّكَ تَرَاهُ4… ufkunun soluğu-sesi ve “sübühât-ı vech” heyecan ve dehşetine mazhariyetin de televvünâtı şeklinde yorumlanmıştır.

Vecdin, ayrıca kendi içinde de bir kısım dereceleri vardır:

1. Birinci derecede vecd, iradî olarak, görme, duyma, düşünme çerçevesinde cereyan eder ki; bu mertebe, kalbin, îmân ve mârifet halâvetini duyup ağyâra kapanması mertebesidir.

2. Kalbin derinliği ölçüsünde ve ona akan feyizler sayesinde, vicdan mekanizmasının “sem u basar” ve tefekkür üstü tenevvür ve doğuşlara uyanma hâletidir.

30