İçeriğe geç

2. Sâlikin, zevkî veya hâlî şuhûdundan, ufkundaki resim ve suretler silinip onun her yanını “cem” televvünleri kaplayıp “ezel” onun zaman ufkunun önüne geçince, ruh da Hak müşâhedesiyle müşâhedeye erince –ki bir kudsî hadiste bu makama فَبِيَ يَسْمَعُ وَبِيَ يُبْصِرُ“Benimle duyar, Benimle görür.”2 şeklinde işaret edilmiştir.– hak yolcusu kendini dehşetin dalgaları içinde bulur.

3. Sâlik u muhibbin, beklenmedik şekilde kalb yamaçları vâridât-ı sübhâniye ve eltâf-ı ilâhiye sağanağına tutulduğunda veya dört bir yanını kurbet ziyaları sardığında ve pinhânlar ayân olup en kâmil mânâda “ihsan” ufku zuhur ettiğinde onun benliğini bütünüyle bir dehşet kaplar; o da kendini tamamen gaybûbetin enginliklerine salar ve dehşet mülâhazalarına teslim olur.

“ Öyle bilmezdim ben kendimi
O ben miyim ya ben O mu?
Âşıkların budur demi
Yandıkça yandım bir su ver!”
(Gedâî)

bu makamla alâkalı söylenmiş güzel ve sade sözlerdendir.

Yoldakilere ait bu duyuş ve seziş bazen iltibaslara da vesile olabilir; olabilir ve ömrünü Kitap-Sünnet endeksli yaşamayanlar ve şuuraltılarını Mişkât-ı Muhammediye’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) akıp gelen ışıklarla beslemeyenler, bu türlü ahvâlde her zaman aldanabilir ve temkine, teyakkuza ters bir kısım şatahata girebilirler.

Heyman:

Heyman içtikçe daha bir yanan ve bir türlü suya kanmayan mânâlarına geldiği gibi, aşk yüzünden deli ve kara sevdalı anlamlarına da gelir.

33