İçeriğe geç

Kâşânî’ye göre fark, nazarî Hak mülâhazasını henüz inkişaf ettiremeyenlerin mârifet ve zevk-i ruhanîleri –burada aynı anlayışı paylaşmadığımızı belirtmeliyim– cem, halkı aradan çıkararak Hak mülâhazasıyla müstağrak hâle gelme; cem’ü’l-cem ise, halkı Hak’la kâim görme, duyma zirvesidir ki, bu makam aynı zamanda cem’den sonra gelen cem üstü fark makamıdır. Böyle bir makamda sadece ve sadece Cenâb-ı Hakk’ın ef’âl, sıfât ve zâtî şe’nleri mülâhaza edildiğinden Hazreti Hak, bu mertebe kahramanlarının –keyfiyeti meçhul– gören gözü, işiten kulağı ve tutan eli olması itibarıyla, onların nisbî-kisbî fiillerine terettüb eden Kendi ef’âlini, o mertebenin mazhariyetine hitap sadedinde, esbab-ı âdiyeyi bütün bütün vazifeden azl ile Kendine nisbet eder ki; فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُم۞ْ وَمَا رَمَيْتَ إِذ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰى “Onları siz öldürmediniz Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın; ancak Allah attı.”4 âyeti mucizât-ı nebeviye hakkındaki sarahatinin yanında, bu mertebeye işaret ettiği de pek çok mutasavvifînin müşterek görüşüdür.

206