İçeriğe geç

Netice itibarıyla insan, ferdî planda yaptığı bu kudsî vazife sayesinde, imana uyanmalarına vesile olduğu şahısların bütün sevaplarının yekûnüne denk sevap kazanabilir. Bunun mânâsı şudur: Diyelim ki siz, bir insanı namaz, oruç, zekât veya irşad gibi mevzularda ikna ettiniz ve o şahsın bu amelleri işlemesine vesile ve vasıta oldunuz. Şimdi o şahsın işlediği ve işleyeceği bütün bu amellerden hâsıl olan sevabın bir misli de size kaydedilecektir. Zira: إِنَّ الدَّالَّ عَلَى الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ “Bir hayra delâlet eden onu işleyen gibidir.”11 inşirah-bahş düsturu Söz Sultanı’na aittir.

Ayrıca sizin irşadınızla yola gelen bir şahsın, diğer insanları irşad ile elde ettiği neticelere ait sevaplar da, yine sizin defterinize kaydedilecektir. İşte, bu yolda, yapılan küçük bir amel insana böyle küllî sevaplar kazandırmaktadır ki bu da “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker”in ne kadar önemli olduğunu gösterir. Allah Resûlü bir başka hadislerinde: “Kim güzel bir çığır açarsa, açtığı çığırın bir misli sevabı da onadır.”12 buyurarak bu gerçeği bir başka zaviyeden dile getirir. Evet, hadisin belirttiğine göre onun açtığı çığırdan yol tutup gidenler, ister kişinin yakınları, akrabaları, isterse tamamen yabancı ve tanımadıkları olsun, bir şey değişmez.

Zira güzel bir çığır açma, dinî yönden içtimaî hayatımızın ölü bir noktasına hayat nefhetme, orayı canlandırma ve bunu cemiyete mâl etme; biz ölüp gitsek dahi, defterimizin o noktasının açık kalmasını sağlayacaktır. Aslında, diğer hasenat çeşitlerini de buna kıyas edebiliriz…

63