İşte Bediüzzaman, gençlik günlerinden itibaren hep bu duygu ve bu düşünce içinde oldu. O bu mevzuda, en küçük bir hakîkati dahi gizlemeyi ülkesine ve insanına vefasızlık saydı; milleti felâkete sürükleyen yanlış düşünce ve yanlış kararlar karşısında, kollarını makas gibi açtı ve âvâzı çıktığı kadar burası çıkmaz sokak diye haykırdı. Onun fıtratı yanlış ve dinî değerlere ters şeyler karşısında fevkalâde müteheyyiç, ufku âlî ve himmeti de olabildiğince ulülazmâne idi. Koskoca bir milletin mahv u izmihlâline göz yumup lâkayd kalmak bu aslan yürekli insanın tabiatına zıttı. O, milletçe kusurlarımızı ve felâket sebeplerimizi, hem de en derin en gizli noktalarına kadar açarak, millete kendini sorgulama yollarını gösterdi.. sık sık ona inkıraz sebeplerini hatırlattı ve kurtuluş reçeteleri sundu.. sundu ve en acı hakîkatleri hiç tereddüt etmeden haykırdı.. yanlış kanaatlerin, küflü düşüncelerin, küfür ve ilhâdın üzerine at sürdü… ve bütün hayatı boyunca, hakîkat nurlarının inkişâfına mâni bütün engellere karşı sürekli mücadele etti.