Haklılık Çizgisinde Olgunlaşma Emâresi
Haklılık Çizgisinde Olgunlaşma Emâresi
Herkesin kendini haklı görmesi biraz da insan tabiatında var. Allah insanı yaratırken öyle yaratmış. Bu itibarla insan ben’ diyebilir. Hatta benliğe karşı ilan-ı harp eden tasavvufçular bile, evvelâ benliği kazanma sırları üzerinde durmuşlardır. Bilindiği gibi İkbal’in de bu mevzuda bir eseri var. ‘Esrar-ı Hodi’ (Benlik kazanma sırları).
İnsan olarak bizde ne varsa, bunlar bir yönüyle bize Allah’ın dilemesiyle yine O’ndan gelmektedir. Yalnız burada ‘ukûlu aşere’cilerin düştüğü hataya da düşmemek gerekir. Onlar Allah’tan gelen feyizlerin, meşiet ve dileme olmadan geldiğini söylerler ki, bu kesinlikle doğru değildir. Ancak, mes’elemiz bu olmadığı için şimdilik bu konuya girmeyeceğiz. Şu andaki konumuz, bizde dileme, ilim, nisbî kudret ve hayat gibi hassaların bütününün Cenab-ı Hakk’tan geldiği konusudur. Burada, O’na âit bütün sıfatları saymak da mümkündür. Bu açıdan, insanın kendine âit o hususiyetleri tanıması ve kendini keşfetmesi, vahid-i kıyasî olarak, Zat-ı Uluhiyyeti tanıma adına oldukça önemlidir. Nitekim hadîs diye rivayet edilen bir sözde ‘Nefsini bilen, Rabbini de bilir’ denilmiştir ki, Sokrates’in bu düşünceyi okulunun girişine ‘kendini bil’ şeklinde yazdırdığı da söylenir. Zaten, Kur’ân’da insanın yüklendiği ifade edilen ’emanet’e, benlik manâsını veren bir hayli insan vardır ve bence bu çok isabetli bir tespittir.