İçeriğe geç
89. Bölüm

Esbab-ı Nüzûl Hakkında Kısa Bir Değerlendirme

Esbab-ı Nüzûl Hakkında Kısa Bir Değerlendirme

Bütün tefsirciler esbab-ı nüzûl’ tabirini kullanmayı tercih etmişlerdir. Ancak, temel esaslar açısından bu tabirde bazı eksik yönler olduğu da bir gerçek. Bir kere eğer meseleyi sebep-müsebbib çerçevesinde değerlendirecek olursak, sebep olmadığında müsebbibin de olamayacağı tabiidir. Bu da, ‘o sebepler olmasaydı bu ayetler nazil olmazdı’ manâsına gelir ki, böyle bir hükmü kabul etmek kat’iyen doğru değildir. Zannediyorum meseleye ‘iktiran’ kelimesiyle yaklaşmak daha yerinde olur. Böyle bir yaklaşım üzerinde az duralım: Herhangi bir sebeple alâkalı âyeti, Allah (cc) ezelî hikmetiyle inzâl edecekti ama, bu âyet belli bir hikmete mebni, herhangi bir sebeple irtibatlandırılmış ve öyle nazil olmuştur. Evet meseleyi bu şekilde yorumlamak da kabildir.

İçlerinde Ahmed bin Hanbel’in de bulunduğu bazı otoriteler, esbab-ı nüzûl mevzuunda ihtiyatlı davranırlar. Zannediyorum, onları böyle bir hükme sevk eden de, bizim sezemediğimiz, onların sezdikleri bir kısım su-i istimalleri önlemek düşüncesidir. Zaten, ciltler dolusu ‘esbab-ı nüzûl’ nakilleri de konunun ne derece spekülatif olduğunu açıkça ispat etmektedir. Bu arada sağlam rivayetlerle bize kadar gelip ulaşan esbab-ı nüzûlü de bütün bütün görmemezlikten gelmek bir ifrat olsa gerek. Onun için biz, bir taraftan Ahmed b. Hanbel gibi düşünenlere, meselenin su-i istimalini önlemek açısından hak verirken, diğer taraftan da bir realite olarak, vakayı rapor adına esbab-ı nüzûlün varlığını kabul edenlere de hak veriyor ve her iki grubun buluştukları haklılık çizgisini onlarla paylaşmak istiyoruz.

Konuyu böyle kısa bir tahlille takdimden sonra, bazı ayetlerin, bazı sebeplere iktiran ile inmesinin bazı hikmetlerini arz etmeye çalışalım:

142