İçeriğe geç

İşte, Üstad’dan bir orijinal tesbît daha! Sebeplere riâyet bir sorumluluk olsa da, onlara te’sir-i hakiki vermek apaçık bir dalâlet ve inhiraf, onlara riâyet etmenin yanında neticeyi Allah’tan bilmekse bir istikamettir. Arkadaş! İnsan esbâb ve şerâiti kucağına alıp ona yapışırsa, zillet ve hakarete ma’ruz kalır. Meselâ; kelp, hayvanlar arasında birkaç sıfat-ı hasene ile muttasıftır ve onlarla iştihar etmiştir. Hatta onun sadâkat ve vefadârlığı darb-ı mesel olmuştur. O, bu güzel evsâfına binâen insanlar arasında mübarek bir hayvan kabul edilmesi gerekirken maalesef mübârekiyet şöyle dursun ‘necisü’l-ayn’ addedilmiştir. Tavuk, inek, kedi gibi hayvanlarda ise, insanların onlara ettikleri ihsanlara karşı şükran hisleri olmadığı halde, insanlarca azîz ve mübarek sayılmışlardır. Evet, kelpte hırs marazı fazla olduğundan zâhirî sebeplere öyle bir ihtimam ile yapışır ki, bu onun, Mün’im-i Hakîkî’den bütün bütün gafil olduğunu gösterir. Evet kelp, vasıtayı müessir bilerek, Mün’im-i Hakîkî’ye karşı gafletine ceza olarak ‘necis’ hükmünü almıştır ki, tâhir olsun. Zira hükümler, hadler günahlara keffâret olmak için vaz’edilmişlerdir.. ve kelp insanlar arasında tahkir damgasını gafletine keffâret olarak yemiştir. Öteki hayvanlar ise, vesâiti bilmiyorlar ve esbâba da o kadar kıymet vermiyorlar. Meselâ; kedi, seni sever, tazarru eder; ihsânını alıncaya kadar.. aldıktan sonra, sanki aranızda hiçbir muârefe olmamış gibi bir tavra girer.. evet, onun ancak Mün’im-i Hakîkî’ye şükran hissi vardır; çünkü fıtratı Sâni’i bilir.. ve şuuru olsun olmasın, lisân-ı hâliyle ibadetini eda eder. Evet, kedinin mırmırları ‘Yâ Râhîm! Yâ Râhîm! Yâ Râhîm’dir.

Yirmidördüncü Söz’ün Birinci Dalı bu gerçeği daha değişik bir zâviyeden ele alarak ayrı bir letâfetle, duygu ve düşüncelerimize çok enfes mülâhazalar sunar.

44