İçeriğe geç

Üstad’ın düşünce dünyasında günahlar küfrün keşif kolları gibi resmedilirler. Onların sık sık görüldükleri yerlerde düşünce fıska yelken açar ve imân hep tehlikelerle burun burunadır. Evet, Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse küfür tohumu saklıdır; zira masiyete devam eden ülfet peyda eder. Sonra da ona aşık ve mübtelâ olur. Nihayet terkine imkân bulamayacak hâle gelir. Derken, o masiyetin ikaba mûcib olmadığını temenniye başlar.. ve sonunda gerek ikabı ve gerek dârü’l-ikabı inkâra sebep olur. Gelişme dönemi eserlerinden İkinci Lem’a’nın Birinci Nüktesi, günahların küfür yolunda birer ağ durumunda olduklarını ifade bakımından sahasında orijinal bir eserdir.

Kur’ân’la iştigal, bu aydınlık düşüncenin vazgeçilmez bir tutkusudur. İşârâtü’l-İ’câz’dan Mesnevî’ye, Mesnevî’den değişik Sözler ve hususiyle Yirmibeşinci Söz‘e uzanan çizgide, o hemen her zaman Kur’ân soluklamış, çok yeni ve orijinal yorumlarla, sık sık onun büyülü derinliklerini gözler önüne sermiş ve ona susamış gönüllerle, lâhûtun beşer idraki seviyesine tenezzülü ve nâsutun rahmetleşme ufku sayacağımız ledünnî çiy noktasına tereffuunu aksettiren altın düşüncelerle coşturmuştur sinelerimizi:

– Kurân’ın okunuşunda yüksek bir selâset vardır ki, lisana hiç ağır gelmez.

– Fevkalâde bir selâmet vardır ki, lafzen ve ma’nen her türlü hatadan sâlimdir.

– Âyetler arasında öyle bir tesânüd vardır ki, kârgir binalar gibi birbirine dayanır ve Kur’ânî yapıyı sarsılmaktan vikâye eder.

– Parçalar arasında öylesine bir tenâsüb, tecâvüb ve teâvün vardır ki, âyetler birbirini destekler, birbirinin vuzuhuna yardım ve istîzâhına cevap verir:

– Parça parça ve ayrı ayrı zamanlarda nazil olduğu halde, parçalar arasındaki sımsıkı münasebetten ötürü sanki bir defada nazil olmuş gibidir.

50