İçeriğe geç

Bütün İslâm müfekkirleri gibi Bediüzzaman’a göre de, dünyada en büyük hakîkat imân ve tevhid hakîkatidir. Onun düşünce ikliminde varlık, atomlardan en büyük sistemlere kadar tevhid gerçeğini işleyen bir mekik ve her yanda O’na âit manâları, nakış nakış bir dantelâ gibi ören, örgüleyen bir ibrişim ve bir tığ gibidir. Bu hakîkatin, İlâhî maksadı kucaklayıcı mahiyette duyulup hissedilmesi ve en küçük teferruâtına kadar sezilip marifet hesabına yorumlanması hakikî tevhidin tezahürü; yakîne ulaştıracak tafsile girilemeden icmâlde kalınışı da avamca bir vahdet anlayışı.. evet Arkadaş! Tevhid iki çeşittir: Biri âmice tevhiddir ki; ‘Allah’ın şerîki yoktur ve bu kâinât O’nun mülküdür’ şeklinde inanılır ve ifade edilir. Bu kısımdaki tevhid erbâbının, fikren gaflet ve dalâlete düşmelerinden korkulmalıdır.

İkincisi hakîki tevhiddir ki, Allah birdir.. mülk O’nundur, vücut da her şey de şeklindedir.. ve böyle imân eden kimseler sarsılmaz bir itikada sahiptirler. Bunlar, her şeyin üzerinde Cenab-ı Hakk’ın sikkesini görür ve her şeyin alnında O’nun mührünü okurlar.

Bu hususlar, daha sonraları, Yirmiikinci Söz’ün İkinci Makamı’nda teferruatlandırılmış ve her seviyedeki insana yeterli bir tevhid dersi kalıbına ifrağ edilmiştir.

41