– Ayrı ayrı ve birbirinden farklı suallere cevap olduğu halde, kemâl-i intizamından, tek bir hâdise münasebetiyle inmiş ve tek bir suale cevapmış gibi bir vahdet gösterir.
– Tenezzülât-ı İlâhiye tabir edilen, muhatapların anlayışlarına göre münasip bir üslûp üzere nazil olmuştur.
– Değişik zaman ve mekânlarda yaşayan insanlara tevcih-i kelâm ettiği halde, sühûlet-i beyânından ötürü, bir tek muhataba konuşuyor gibidir.
– Kur’ân, irşad gayeli olduğu için tekrarları tahkik ve takrir ifade eder. Maahâza, bu tekrarlar zevke kat’iyen hâlel vermezler; hatta tekerrür ettikçe misk gibi kokar.
– Kur’ân kalplere kût ve gıda, rûhlara da saadettir. Gıdanın tekrarı kuvveti artırır.. ve tekerrür etmekle daha me’lûf ve me’nûs hâle geldiğinden lezzeti daha da artar.
Yirmibeşinci Söz’de harika bir sihre ulaşan bu tahlil buradaki icmalin bir tafsîli, buradaki damlanın deryası ve buradaki fidelerin ormanlığı gibidir. Ayrıca, Mesnevî’deki bu kısa hatırlatmadan sonra birkaç sahife henüz geçip geçmemiştir ki, yine Kur’ân’a âit çok enfes bir mevzu kapı aralığından bizlere şunları fısıldar geçer:
İ’lem Eyyühel-Azîz! Kur’ân-ı Kerîm okunurken onu muhtelif şekillerde dinleyebilirsin:
1. Resûl-ü Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, nübüvvet kürsüsüne çıkıp nev’-i beşere hitaben, Kurân’ın ayetlerini tebliğ ederken, O’nun kıraatini kalben ve hayâlen dinlemek için, kulağını o zamana gönderip O’nun fem-i mübarekinden çıkıyor gibi dinleyebilirsin.
2- Veya Cebrâil (as), Hazret-i Muhammed aleyhiselâtü vesselâm’a tebliğ ederken, her iki Hazret arasındaki tebliğ ve tebellüğ vaziyetini dinler gibi ol!
3- Veya Kâb-ı Kavseyn makamında, yetmişbin perde arkasında, Mütekellim-i Ezelî’nin, Resûl-ü Ekrem aleyhissalâtü vesselâmla olan konuşmasını dinler gibi hayâlî bir vaziyete gir!