Bu alışverişten gaye şudur: Kişinin paraya ihtiyacı vardır. Dolayısıyla, doğrudan para alıp, fazlasıyla ödemek faiz olacağından, böyle bir yola tevessül edilmiştir. Hâlbuki bu şekildeki alışverişin de faizden farkı yoktur.
Bunun pratikte tatbiki şöyledir: Diyelim ki, adamın 50 milyon liraya ihtiyacı var. Bu adam birinden bir dana ve beraberinde küçük bir eşyayı 50 milyon liraya veresiye olarak satın alıyor. Sonra da, aynı adama danayı 50 milyon liraya peşin olarak veriyor. Veya 50 milyon liraya veresiye olarak aldığı danayı 45 milyon liraya peşin olarak aldığı şahsa satıyor.
Böyle bir muamele her ne kadar dıştan normal bir alışveriş şeklinde görünse de, bunun faiz muamelesinden farkı yoktur. Bu tür bir muamele, İslâm nazarında aynen faiz kabul edilmektedir.
İkincisi: Îyne, bir gecikme zammı uygulamasıdır. İslâm hukukçularının ekserisi îyne alışverişinden bunu anlamıştır. Meselâ, borçlu gelir ve bu ayki borcunu ödeyemeyeceğini söyler. Hemen onun borcuna tehir süresi ve borç miktarı hesap edilerek gecikme zammı yüklenir.. evet, bu muamelelerin her ikisi de, İslâmî açıdan yasaktır.
Hadiste, “Sığırların kuyruğuna tutunup da ziraatın dışında her şeyi unuttuğunuzda…” işaretiyle anlatılmak istenen ikinci husus, üretimdeki dengesizliktir.
Evet, İslâm’a göre üretim kaynakları olarak ziraatin yanı sıra ticaret, sanayi, hayvancılık ve sair iş kolları da ihmal edilmemelidir. Ziraat haricinde bahsi edilen üretim kaynaklarını bir tarafa bırakma, hem zamanla fakirleşme hem de dünya ile rekabet etme gücünü kaybetme demektir.