İçeriğe geç

Bu itibarla da bunlar, bâtılda kutuplaşmış iki zıt gibidirler. Ancak, her ikisinde de bir hakikat payının var olduğunu söylemek yerinde olur. Aklın hummalı çalışmaları vahiyle desteklenmeyince, her iki sistem de takılıp yolda kalmıştır. Akıl, hakikati ne kadar kavrayabilir ki!.. Keşke onun sırtına götüremeyeceği yük vurulmasaydı!

aa. Kapitalizmde Özel Mülkiyet

Kapitalizm özel mülkiyeti ilâhlaştırmış bir sistemdir. Gerekli sınırlamaların getirilmediği bir özel mülkiyet anlayışının sonucu ise tekelleşmedir. Monopol (tekelcilik), kapitalist sistemin kaçınılmaz bir sonucudur. Bu sistemde kurulan kartel ve tröstler, âdeta fakir zümreleri ezmek, onların sırtından beslenmek için harekete geçirilmiş durumdadır.

Onlara uğramayan müstahsilin ürünü halka arz edilemez. Bu sistemde, her köşeyi bir komisyoncu kesmiştir ki, bunlar taşradan gelen emtiayı, daha tüketicinin önüne gelmesine imkân vermeden, müstahsilin elinden almakta ve üretici ile tüketicinin yüz yüze gelmesine mâni olmaktadırlar.

İslâm ise, bu davranışı ticarî bir ahlâksızlık kabul ederek yasaklamıştır. -İleride ona temas edeceğiz.-

Binaenaleyh bu yönüyle birinci sistem ahlâk dışıdır. Onda ne psikolojik ne sosyolojik ne de ekonomik planda ahlâkın müessiriyeti söz konusudur. Bir kere, psikolojik yönüyle bu anlayış insanları hırsa çağırmakta ve hırsları şahlandırmaktadır.

Zira ona göre, ne kazanmada ne de kazanç yollarında bir ölçü vardır. Makyavelist bir düşüncenin gereği, kazandırıcı her yol meşrudur. O bakımdan, daha başta, “Bu sistem psikolojik yönüyle ahlâk dışıdır.” dedik. Çünkü insanları hırsa teşvik etmekte ve herkese, “Sen de kazanmalı, sen de elde etmelisin. Birisi faizle para alıp bir bina yaptığına göre sen niçin yapmıyorsun?” demektedir. Bu sistemde her zaman kazananlar, stokçularla bir grup kartel ve tröstlerdir.

255