İçeriğe geç

Tayin edilen hedefe varma periyotlarını ve bu periyotlar arasındaki zamanlamayı iyi ayarlayamayan bir ekonomik sistemde büyüme bazen çok hızlı bazen de çok düşük seyreder ki, her iki durumda da, bir ekonomik darboğaza girme söz konusudur.

İslâm ekonomisinde büyüme ve kalkınma, bizatihi sistemin yapısından kaynaklanan bir denge ve ölçüye sahiptir. Öyle ki, İslâm’ın bu özelliği, Prof. Massington gibilerini hayranlığa sevk etmiştir:

“İslâm, birbirine ters iki aşırı uç olan bolşevist komünizm ile kapitalizm arasında, orta, dengeli ve sağlam bir yer işgal etmektedir.”4

Biz, inandığımız sistemin hakkaniyetini bir Batılının beyanına dayandıracak değiliz. Ama fazilet ve meziyet odur ki, onu düşman dahi itiraf etsin. Kur’ân’ı bilmeyen, Resûlullah’ı tanımayan bu şahıs İslâm’daki dengeden, diğerlerinin ise, dengesizliğinden bahsetmektedir ve bizim için mühim olan da işte budur.

Şu hadis-i şerif, mevzuumuzla alâkası bakımından gayet çarpıcı ve dengeli kalkınmayı bir-iki cümleyle izah etmesi yönüyle de fevkalâde vecizdir:

“Îyne alışverişi yaptığınız, sığırların kuyruğuna yapışıp ziraata hasr-ı hayat ettiğiniz (iş olarak sanayi ve cihadı bırakıp sadece ekip-biçmekle meşgul olduğunuz) zaman Allah, size altından kalkamayacağınız öyle bir mezellet verir ki, yeniden dininize döneceğiniz âna kadar o mezelletten kurtulamazsınız.”5

Bu hadislerinde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), köyden şehre, en ücra yerden en büyük kentlere kadar bir ticarî ahlâksızlığa dikkatleri çekerek, âdeta, “Böyle bir ahlâksızlığa dûçâr olduğunuz zaman mezelleti bekleyin!” ikazında bulunmaktadır.

“Îyne alışverişi” iki türlü izah edilegelmiştir:

Birincisi: Birinden veresiye mal satın alıp daha sonra aynı adama bu malı daha ucuza ve peşin olarak satmaktır.

261