İçeriğe geç

İslâm’ın iktisadî yapılanması açısından cihan sulhü kaidesini nazara alacak olursak; bu iktisadî yapının bütün dünya insanları için nasıl bir emniyet ve güven atmosferi hâsıl ettiği ve edeceği her türlü izahtan vâreste olduğu ortaya çıkacaktır.

Diğer sistemlerden hiçbirinde pratiğe dönük olmak şartıyla sulh esası yoktur. Kur’ân, “Sulh hayırlıdır.”19 düsturunu âlemşümûl bir prensip olarak ele alır ve onun uygulanmasını tavsiye eder.

İslâm iktisadî yapısının oturtulduğu bu temel esas, başkalarını çökertmekle ayakta kalmaya çalışan bâtıl sistemlerin oturduğu temelsiz esaslardan, Arş’ın ferşten uzaklığı nispetinde uzak ve aynı zamanda bir mürüvvet ve insanlık örneğidir.

Şu kadar var ki, insanlık henüz cihan çapındaki bu sulh sistemini anlayıp idrak edecek seviyeye gelmemiştir. Hâlbuki İslâm, on dört asrı aşkın bir süre önce böyle bir teklifle gelmiş ve iktisadî yapısını da bu temel esas üzerine oturtmuştur.

5. Âlemşümûl Kardeşlik

Kur’ân-ı Kerim, âlemşümûl bir kardeşliği tesis etmek üzere nazil olmuş ilâhî bir kitaptır.. evet, evrensel kardeşlik, ancak Kur’ân-ı Kerim’in bütün insanlığı kucaklayan engin düşünce dünyasında teessüs edebilmiştir. Böyle bir esas, istikrarlı ve arızasız bir içtimaî ve iktisadî hayat için çok önemlidir.

Âlemşümûl kardeşlik, Endülüs’teki bir mü’mine inen kılıç darbelerinin iniltisinin bütün mü’minlerin vicdanında duyulması şeklinde kendisini hissettirdiği gibi, o, Bosna, Çeçenistan, Filistin ve Mısır’dan ta Afrika içlerine, hatta Filipinler’e kadar, mütegallipler tarafından dininden, diyanetinden ötürü işkence ve zulme maruz kalanların âh u enînlerine ortak olma ve bu duygularla iki büklüm hâle gelip inlemek demektir. İslâm tarihi, bu duygularla süslenmiş yüzlerce misalle lebaleptir.

229