İşte, Allah hâkimiyeti ve adalet aşkı budur. Kuvvet hakka teslim olunca, ihkâk-ı hak mevzuunda şahlar gedâ, gedâlar şah olur. O güç karşısında, krallar ve hükümdarlar da dize gelir ve kulluklarını ilan ederler.
e. Zimmî Hukuku
Allah hâkimiyetini kabul edişin altında, bütün insanlığı kuşatacak çapta bir merhamet ve müsamaha söz konusudur. Zira emirler, Rabbülâlemîn olan Cenâb-ı Hak’tan gelmektedir. Evet din, dil, ırk gözetmeksizin O’nun sultanlığı herkese şamildir.
Bu itibarla da, kulları arasında doğru yoldan sapmış olanlara ait hükmü de yine onların Rabbi olan Allah verecektir. Ve bu hükmün adilane olmasında şüphe yoktur. Zira, Rabbülâlemîn olan Cenâb-ı Hak karşısında herkes, aynı seviyede ve eşittir; bu, hukuk karşısında herkesin eşit olması demektir.
Böyle bir hukuk anlayışı sayesinde herkesin canı, malı ve ırzı garanti altındadır. Hatta zimmî ve azınlık denilen grup için de Allah hâkimiyeti şuurunun hükümfermâ olduğu bir yerde yaşamak, nimetlerin en büyüğüdür.
Zira bizzat Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Kim bir zimmiye eziyet ederse, onun hasmı benim.”13 buyurmuşlar ve azınlık sayılan kimseler hakkında evrensel şefkatin enginliğine dikkatleri çekmişlerdir. Böyle olunca da artık O’nun ümmetinden hiçbir fert, bilerek bir zimmînin hukukuna tecavüz edemez ve bir zimmiye eziyette bulunamaz.
Hz. Ömer de (radıyallâhu anh), sinesinden yediği hançerle yaralı bir aslan gibi kıvranırken, çevresindekilere şunları fısıldamıştı: “Sakın ola, zimmîlerin hukukuna tecavüz etmeyesiniz. İçinizde yaşayan Hıristiyan ve Yahudilerin hakkını mutlak gözetesiniz.”14 Dersini bizzat Resûl-i Ekrem’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) almış birisi olarak Hz. Ömer’in (radıyallâhu anh) başka şeyler söylemesi de zaten düşünülemezdi.
Dipnotlar
- 13 Münâvî, Feyzu’l-kadir 6/19. Ayrıca bkz.: Ebû Dâvûd, imare 33.
- 14 Şiblî Numanî, Hz. Ömer ve Devlet İdaresi 1/301-302.