İçeriğe geç

Gökleri ve yeri yaratan, gökler ve yer arasında âhenksizliğe, nizamsızlığa meydan vermeyen ve çok hassas bir teraziyle eşya ve hâdiseleri tartan, şiirimsi bir âhenk içinde her şeyi yerli yerine yerleştiren ve sonra insanı bu sarayı temâşâ ve değerlendirmeye davet eden -ki eşyada cebrîlik, insanda ise iradîlik hükümfermâdır- davet edip insana, “İradenle sen de bu âhenge, bu senfonizmaya uyacaksın!” diyen Hz. Allah’tır (celle celâluhu). Mülk ve melekût O’nun elindedir ve O, her şeyin biricik hâkimidir.

Bu hususa örnek olarak, kişinin intihar etmesinin İslâm hukukuna göre haram olması verilebilir. Evet, intihar büyük bir suçtur. Hatta başkasını haksız yere öldürmekten farksız, belki ondan da ağır bir suçtur. Çünkü canımızın hakikî malik ve hâkimi Allah’tır. Mal da can gibidir. Onun da gerçek sahibi ve maliki Hz. Allah’tır.

Mal da can da Rabb’in insanlara birer emanetidir. Dolayısıyla insan bunları koruma sorumluluğu altındadır ve bu uğurda ölürse şehit olur. Bunları tehlike anında korumama ise, insanı Allah katında mesul eder. Çünkü yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, kâinatın asıl ve mutlak hâkimi, bütün mülk ve melekût âleminin gerçek sahibi Allah’tır.

a. Mülkün Yegâne Sahibi O’dur

Evet, mülk ve melekûtun yegâne sahibi Allah’tır. Kur’ân-ı Kerim, bu hakikati şu âyetiyle gayet net olarak ifade eder:

“De ki: Mülkün sahibi olan Allahım! Mülkü dilediğine verir, dilediğinden çekip alırsın; dilediğini azîz, dilediğini ise zelîl kılarsın; bütün hayır Senin elindedir. Doğrusu Sen her şeye kadirsin; geceyi gündüze, gündüzü geceye geçirirsin; ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın ve dilediğini hesapsız rızıklandırırsın.”3

209