İçeriğe geç

İkincisi: İçtimaî hâdiselerin cebrî tekâmül yolu, tabir-i diğerle determinizma.

Bu görüşe göre, tarih boyunca insanlık âlemi içindeki bütün çalkantılar, bütün teşekkül ve tekevvünler, ‘zenginler’ ve ‘fakirler’ olarak iki sınıfın sürtüşmesinden ibarettir.

Haçlılar Anadolu’yu defalarca bu mülâhaza ile gelip gelip çiğnemiş; Selâhaddin Eyyûbî bu düşüncelerle onların karşısına çıkıp her seferinde onları göğüslemiş; Alparslan bu maksatla Anadolu’ya girmiş ve bu hedefe ulaşmak için büyük Malazgirt Zaferi’ni kazanmış ve Fatih’in, İstanbul surlarını bin bir zorlukla aşmaya çalışması da yine aynı gaye için olmuştur.

Hâsılı, materyalistlere göre, cihan tarihindeki bütün mevcelenme ve dalgalanmaların altında, sömüren ve sömürülen insanların serencâmesi vardır.

Yine onların düşüncelerine göre, insanlık başlangıç itibarıyla önce derebeyliğin (feodalizm) vesayetinde kalmış, ardından onun kaderine kapitalizm hükmetmiştir. Sonra da onun yerine sosyalizm gelip oturmuş veya daha farklı ifadesiyle gelip oturacaktır.

Bu cebrî yolculuk hiçbir zaman durmamış ve durmayacaktır da. Sonunda insanlar proletarya diktatörlüğüne boyun eğecek ve yeryüzünde başıboşluk veya tam nihilizm hâkim olacaktır. Bu dönemde eskimiş bütün değer yargıları altüst olacak ve her şey değişip farklılaşacaktır. Böylece, bu devr-i daim devam edip duracak ve hiç kimse de bu gidişe “Dur!” diyemeyecektir. Zira böyle bir tekâmül ruhu, eşyanın tabiatında vardır.

Günümüzde bütün düşünce sistemleriyle beraber yıkılıp giden bu tarihî maddecilik, eşya ve hâdiselere işte hep böyle bakmış ve içtimaî çalkantıları da böyle değerlendirmiştir.

221