İçeriğe geç

Bu da bize şunu gösteriyor: Biz, gelişen dünya şartlarından habersiz, sanki başka bir dünyada yaşıyor gibi emeklemiş durmuşuz. Binaenaleyh yaşadığımız şu dünyadan ve onun köhne çerçevesinden ve buudlarından başımızı dışarıya çıkarıp şu yaşanan dünyaya bakmadıktan sonra Kur’an’ı kendi kâmet-i kıymetine uygun şekilde anlamamız mümkün değildir.

Bütün bunları şundan dolayı arz ediyorum: Karşımıza çıkacak meseleler hiçbir zaman bitmeyecektir. Ferdî, içtimaî, ilmî, fikrî ve teknik hayatımıza dair sürekli bir kısım meseleler karşımıza çıkacaktır. Bu açıdan biz, “bugün bunlara cevap verdik bitirdik, işi rafa kaldırdık” demeyelim; bilelim ki yarın başka başka meseleler karşımıza çıkacaktır. Hazret-i Ali’ye de nispet edilen bir sözde şöyle denir: “Evlatlarınızı kendi devrinize göre değil, sonraki devirlere göre terbiye edin, yetiştirin.” Düşünen ve ilimle uğraşan insanlar bu şekilde hareket etmelidirler.

Ben, şahsen bu meselenin ehemmiyetinin kavranılması için fırsat buldukça üzerinde durmak istiyorum. Çünkü insanımız bu mevzuda belli bir seviyeye gelememişse, belli sorular hep söz konusu olacaktır. Bazılarına göre o soruları sorup bitirdikten sonra soru kalmayacaktır. Çünkü tetkik etmeyen, araştırmayan, ilim yapmayan bir toplum yeni problemlerle karşılaşınca nasıl halledeyim endişesini taşımaz, çünkü onun kafa ve kalb sancısı yoktur. O yüzden de bu hususun üzerinde ne kadar ısrarla durulsa sezadır.

***

21