İçeriğe geç

Şu anda bize düşen şey, O’nun bize bahşettiği imkânları en mükemmel şekilde değerlendirmektir. Görüş ufkumuz dar, nazarlarımız kısadır; bu mevzuda ne ciddi bir şey yapabiliyor ne de ciddi bir şey düşünebiliyoruz. Aklımıza gelen son hususlardan biri de şu yaptığımız iştir: İnsanlarımız problemlerini soruyorlar, biz de imkânımız nispetinde onlara cevap veriyoruz. Böylece halka dönük olmaya ve onların hissiyatını seslendirmeye çalışıyoruz…

***

Sürekli değişen bir dünyada yaşadığımız için, problemler de karşımıza sürekli değişik şekillerde çıkmaktadır. Bugünün meselesi dünün meselesiyle aynı olmadığı gibi yarının meselesi de bugünün meselesiyle aynı olmayacaktır. Bu nokta-i nazardan bir Müslüman, “Ben artık öğrenmem- bilmem gereken her meseleyi öğrendim-bildim, işimi bitirdim.” diyemeyecektir. Çünkü Müslümanın işi hiçbir zaman bitmeyecektir. Zira öğrenmesi gereken şeyleri hiçbir zaman tam öğrenemeyecek, halletmesi gereken meseleleri de tamamiyle hiçbir zaman halletmiş olmayacaktır.

Yakın tarihimizde şahit olduğumuz “Her meseleyi hallettik” düşüncesi son derece yanlış bir düşünceydi. Bu düşüncede olan insanlar devrin hâdiselerinin gelişmesine kulak verememiş, hâdiselerin tetkikini yapamamış, bunun sonucunda da içinde yaşadığı dünyadan habersiz hale gelmişlerdir. İçinde yaşadığı dünya süratle gelmiş onu geçmiş, o, eski devrin meselelerine cevap aramakla meşgul olurken çok gerilerde kalmıştır. İster imana dair ister amellerin hikmetlerine dair, isterse sosyal hayattaki muamelâta dair olsun her türlü mesele, günün şartları, teknolojik gelişmeler ve insanların değişen hayat tarzları sebebiyle karşımıza her seferinde çok farklı olarak çıkmıştır ve çıkacaktır da.

19