Günümüzün insanı çok ciddî bir tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadır. Efendimiz yer yer bu tehlikeye dikkat çekmiş, “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, kadın fitnesidir.”5 buyurmuştur. Başka bir hadiste, “Ümmetim için kadından daha büyük bir fitne bırakıldığını hatırlamıyorum.”6 demiştir. Kadın fitnesi, pek çok geçmiş milletleri hâk ile yeksan etmiştir. Evet, pek çok eski cemaat ve milletler kadın yüzünden mahv u perişan olmuştur. Roma ve Bizans şehvet ve şehevanî duygular altında kalarak ezildi. O güzelim Endülüs de öyle.. el-Hamra sarayının hamamlarındaki utanç verici resimleri gören hemen herkes bunu kabul eder zannediyorum.
Evet, sanat adına sağa sola çizilen ve şehevanî duyguları ifade eden resimler, ahlâkın o dönemde ne derece sukut ettiğini açıkça göstermektedir. Hâşâ, Allah zalim değildir. Zalimler Allah’ın kılıcıdır, Allah, zalimlerle intikam alır. İşte bu hikmete binaen اَلظَّالِمُ سَيْفُ اللّٰهِ يَنْتَقِمُ بِهِ اللّٰهُ ثُمَّ يُنْتَقَمُ مِنْهُ7 denilmiştir. Allah onların başına zalim Ferdinand’ı musallat ettiği zaman, onlar çoktan şehevanî duygularının altında kalıp ezilmişlerdi. Aynı şekilde Cenâb-ı Hak, daha başka kâfir ve zalimleri bize musallat ettiği zaman da, bazı dindar bölgenin bir kısım insanları oturak âlemleri yapıyor ve gece âlemleri düzenliyorlardı. Hâlbuki bu bölgelerin insanları daha sonra, o güne kadar yaptıklarına göre daha hafif olan serpuşa karşı isyan edeceklerdi. O zaman o oturak ve gece âlemlerinin mânâsı neydi? Niye o ahlâksızlıklara karşı isyan edilmiyordu? İsyan edilmedi ve derken Allah zalimleri musallat etti; böylece yoldan çıkmış kimselere “Hizaya gelin!” mesajını verdi.